Nicholas Blomley Konuşuyor
Şehri Müşterekleştirmek: Dışlanmama Hakkı
16 Nis 2016 11:00 – 13:00
MÜŞTEREK ALANLAR, 16 Nisan – 11 Haziran 2016
Düzenleyenler: Güldem Baykal Büyüksaraç (İstanbul Üniversitesi), Derya Özkan (LMU Münih Üniversitesi)
"Metropolün kendisi devasa bir ortak zenginlik deposudur. Kent ve mimarlık tarihi uzmanlarının açıkladığı gibi, modern kentlerin oluşumu, endüstriyel sermayenin gelişmesiyle yakından bağlantılıdır. İşçilerin coğrafi yoğunlaşması, iletişim ve taşımacılık sistemlerinin, diğer endüstrilerin ve kaynakların birbirine yakınlığı ve kent yaşamının diğer öznitelikleri, endüstriyel üretim için zorunlu unsurlardır. On dokuzuncu ve yirminci yüzyıl boyunca kentlerin büyümesi ve kentsel uzamın nitelikleri, endüstriyel fabrika, o fabrikanın ihtiyaçları, ritimleri ve toplumsal örgütlenme biçimleri tarafından belirlendi. Bununla birlikte, bugün endüstriyel metropolden biyo-politik metropole bir kaymaya tanıklık ediyoruz. Biyo-politik ekonomide, üretim süreçleri ve kenti oluşturan ortak varoluş arasında doğrudan ve giderek yoğunlaşan bir ilişki vardır. Kent elbette, sadece binalar ve caddeler, geçitler ve parklar, atık sistemleri ve iletişim ağlarından oluşan kurulu bir ortam değildir; kent aynı zamanda kültürel pratiklerin, entelektüel devrelerin, duygusal ağların ve toplumsal kurumların canlı bir dinamiğidir. Kentin taşıdığı bu unsurlar, biyo-politik üretimin sadece önkoşulları değil, aynı zamanda sonuçlarıdır; kent, ortak varoluşun kaynağı ve içine aktığı haznedir."
Michael Hardt & Antonio Negri, Ortak Zenginlik (2011: 161-162)
Bu seminer dizisini, şehir yaşamını sürdürmeye çabalarken komünal içgüdülerimizi ifade edercesine ürettiğimiz müştereklere dair ortaklaşa bir değerlendirme süreci olarak tasarladık. ‘Kentsel müşterekler’ kavramını, kamusal-özel ve devlet-piyasa zıtlıklarının ötesinde düşünmemize elveren, sosyal-mekansal ilişki ve pratiklerle belirginleşen bir şehir kavrayışı önerdiği için sahipleniyoruz. Böyle bakıldığında şehir, etkin ve yaratıcı kent sakinlerinin –iş, yeniden üretim ve boş zaman faaliyetleri dahil– her türlü günlük pratikleri ile ortaya çıkan müşterekleş(tir)me kültürlerinin mekanı olarak görülebilir. Bu pratikler kentsel alanı müşterek kılıyor.
Kentsel ortak alanlar, mütemadiyen kâr amaçlı çitlemelere maruz kalır. Kapitalist birikimin üretici kuvveti olan çitleme hareketleri, istimlak, tahliye, bir zamanlar müşterek olan alanlara erişimin engellenmesi gibi türlü mülksüzleştirme süreçlerine yol açar. Bunların yanısıra, yerel bilgi sistemlerinin metalaştırılması ya da kolektif anlam yaratma deneyimlerinin sermayeleştirilmesi şeklinde tarif edebileceğimiz –ve bugüne dek yeterince tartışılıp kuramsallaştırılmamış olan– kültürel çitlemeler de üzerinde etraflıca düşünmeye değer.
Bir yandan bu süreçleri yeniden incelemek üzere aklımızda tutarken, öte yandan şehirde karşımıza çıkan müşterekleş(tir)me pratiklerini İstanbul örneğine yoğunlaşarak tartışmak istiyoruz. Bu pratikleri, sadece içinde yaşadığımız şehri değil, bizzat kendimizi yeniden yaratmaya dönük radikal bir iradenin göstergesi olduğu için kıymetli buluyoruz. Böyle bir iradeye ancak yaşam alanlarımızı yeniden düzenleyerek, farklı üretim ve emek biçimlerini devreye sokarak, yeni geçim yolları geliştirerek, ve en nihayetinde, ikâmet ettiğimiz ‘yaşam dünyası’nın müşterek olduğunu bize her gün yeniden öğretecek bir değerler sistemi geliştirerek sahip çıkabiliriz.
Kentsel müşterekler, kapitalist toplumsal ilişkilere meydan okuduğu ölçüde özgürleştiricidir. Bu seminer dizisi boyunca en çok üzerinde duracağımız şey de, kentsel ortak alanların ve buralarda deneyimlenen müşterekleş(tir)me pratiklerinin bu yönü olacak. Başarılı örneklerin yanı sıra, yarım kalmış ya da birbiriyle çelişen süreçlere, uyuşmazlıklara da kafa yormak istiyoruz. Müşterekler bize özgürleştirici bir kent yaşamı tahayyül etmemizin yollarını gösterebilir mi? Farklı coğrafyalarda karşımıza çıkan benzer müşterekleş(tir)me vakalarından neler öğrenebiliriz? Müşterekleş(tir)me pratiklerinin kent kültürü açısından önemini kavramamıza yarayacak alternatif anlayışlar var mıdır? Kentsel müştereklere dair kuramsal dağarcığımıza farklı duyarlılık ve bakış açılarını (özellikle feminist perspektifi) katmanın yolları nelerdir?
16 Nisan – 11 Haziran 2016 tarihleri arasında iki haftada bir gerçekleşecek altı ayrı seminerden oluşan Müşterek Alanlar, Dr. Derya Özkan’ın, LMU Münih Üniversitesi ve Deutsche Forschungsgemeinschaft (DFG) Emmy Noether Programı destekleriyle yürütmekte olduğu ‘Cool Istanbul: From Oriental to the Cool’ başlıklı araştırma projesinin bir etkinliğidir.
Aynı etkinlik kapsamında İstanbul’da Müşterekleş(tir)me Pratikleri başlığıyla tasarladığımız paneller ise 30 Nisan’da Studio-X Istanbul’da ve 14 Mayıs’da SALT Galata’da gerçekleşecek. Seminerlere koşut temalardan oluşan bu paneller vesilesiyle, hem farklı yerel insiyatifler arasında hem de aktivistlerle kuramcılar arasında diyalog ve dayanışma olanaklarını araştırmayı umuyoruz. Niyetimiz, bir yandan müşterekleş(tir)me kuramlarının İstanbul’daki yerel güncel pratikleri ne derecede ve hangi şekillerde açıkladığını sınamak, öte yandan, kentsel yaşamı dönüştürecek yeni üretim, tüketim, mübadele ve toplumsallaşma biçimlerini birlikte tahayyül etmenin yollarını aramak.
Müşterek Alanlar kapsamındaki seminer ve paneller, Ariel Sanat, SALT Galata ve Studio-X Istanbul’un ev sahipliğinde düzenlenecek.
29 Nisan, 18-21:00, Studio-X
Ortaklaşa Üretim
Massimo de Angelis
30 Nisan, 16-18:00, Studio-X
Kent Bahçeciliğinin Olanakları ve Kısıtları
Elke Krasny
14 Mayıs, 17-20:00, SALT Galata
Şehirde Duygulanımsal Emek: Mülksüzleşmeden Müşterekleştirmeye
Emma Dowling
28 Mayıs, 17-19:00, Ariel Sanat
Yaratıcı Kentin Ötesinde: 21. Yüzyıl Kentinde Sanat, Siyaset ve Kamusal Yaşam
Pascal Gielen
11 Haziran, 17-20:00, SALT Galata
Kolektif Üretim, Kolektif Mülkiyet
Peter Linebaugh
Paneller: İstanbul’da Müşterekleştirme Pratikleri (Türkçe)
30 Nisan, Studio-X
11-13:00, Dayanışmacı Emek ve Üretim
14-16:00, Bahçecilik, Yiyecek ve Dayanışma
14 Mayıs, SALT Galata
11-13:00, Ev içi ve Duygusal Emek
14-16:00, Kentsel Alanda Ortak Mülkiyet